Ana içeriğe atla

Yazmak neden daha kolayımıza geliyor ?

Yazmak.
Son zamanlarda iletişimimizi bile yazarak kuruyoruz. Sosyal medya vs.
M.Ö 3500’den beri yazıyoruz.
Tarihe göre önce ticaret için yazmaya başlamışız, sonra Hitit kralları tanrıya hesap vermek amacıyla anallar yazmaya başlamışlar. Sanırım günah çıkarmak için yazmaya başlamamız ilk o zamana dayanıyor. Sonra da devam etmiş işte.
Kendi kronolojime baktığımda ilkokula başlamadan önce kendime göre bir yazı bulmuş onunla kendimi ifade ediyordum. Sonra yazmayı öğrenince ödevler dışında yazmaya başlamışım. Geçen gün bir kağıt buldum; oda istediğimi, annemlere kızdığımı, annemin hastalığına ne kadar üzüldüğümü yazmışım. Bir tür dışavurum sanırım. Sonra annem hıdrellezde dualarımı yazmayı öğretti bana dualarımı yazar oldum. Ünüversite son sınıfta ise bir gün tek başıma bir odada finallere çalışırken durdum ve o dönemde kafama takılanları yazdım hiç duraksamadan o an aklıma ne geldiyse. Boşalım yibi oldu benim için bu .
Sonra Richart Petty’nin araştırmasını okudum. Olumsuz duyguları ve düşünceleri yazmanın beyinden yokettiğine dair bir araştırma.
İletişim kurarken de yazarak hep daha rahatım ben. Biriyle tartışırken bile yazı üzerinden konuşmak istiyorum.
Sonuç olarak bence yazmak dışavurum yollarının en güzeli. En rahatlatıcısı.

Hoşkalın

Yorumlar

  1. Yazmak gibisi yok, hiç olmadı :)

    YanıtlaSil
  2. Yazı yazmak da bir terapi yöntemi. Ben genelde keyfim yokken kendimi yazarken buluyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende ben dee hep yazarken buluyorum kendimi :)

      Sil
  3. Yazi yazmak cok rahatlatici, ne zaman bunalsam yazar bulurum kendimi.

    YanıtlaSil
  4. Günümüzde video çekmek daha kolay geliyor insanlara bence. Takip etkinliğinden geliyorum Beklerim.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Herkese hayatını film gibi izlettirmek lazım. Oturup hepimizin belki senede bir kere başa sarıp en ince ayrıntısına kadar yapıp ettiklerimizi görmemiz lazım. Başka türkü kurtulamayacak insanoğlu bu kendi yaptığı şeyleri başkasında eleştirme huyundan.

Kaçmadan dönmek.

2011'de blogum vardı. İyiydim o zaman. Çünkü döküyordum kelimeleri fütursuzca. Nerede ne olmuş beynimden akıyordu. Sonra hayat aktı, ben kaldım, yazılarım kaldı. Anlamsız yazdığım bütün cümleler terapi olmuş aslında bana sonradan anladım. Zaten neyi kaybetmeden anlıyoruz ki ? Şimdi hayat beni çok farklı yerlere getirdi ama ben geri döndüm. Kendime döndüm. Kaçtığımın kendim olduğunu bilmiyordum yazmadığımda. Şimdi öğrendim. Gören olur mu bilmem ama ben dökeceğim ya arda kalanları olsun. Hoşbuldum !

O-bu-şu

Bazen başka kafaların içinde olmak istiyorum. Yok yok mecaz değil. Mesela x kişisinin beyninin içinde ben olsam. ( yerinde olmak deniyor buna ya niye dolandırıyorsun ametist?) Acaba neler geçiyor düşüncesinden. Meraklı bir yapım var oradan geliyor herhalde bu istek. Bakın düşünsenize bir anda başka bir hayattasınız ! Tanıdığınız kişiler farklı , anneniz , babanız. (Yine dünyaya gelsem aynı annenin babanın evladı olmak isterim o ayrı da ) Arkadaşlarınız farklı. İşiniz. Sevgiliz hatta belki kocanız. Biraz iyi olurdu belki. Çünkü biz insanlar kendi sorunlarımızı kafamızda büyütüyoruz ya başka bir kişinin yerine geçip sonra geri dönsek belki küçük şeyler olduğunu anlarız. Kendini dışarıdan izlemek gibi yani. Gece olunca beynin çok farklı çalışıyor ya. Bir de blogu biraz karışık kullanıyorum; o anda neye kafayı yoruyorsam onu yazıyorum. Kusuruma bakmayın artık. Zira kafamın içindeki labirent bazen tek viraj bazen dolanbaçlı.