Ana içeriğe atla
Herkese hayatını film gibi izlettirmek lazım.
Oturup hepimizin belki senede bir kere başa sarıp en ince ayrıntısına kadar yapıp ettiklerimizi görmemiz lazım.
Başka türkü kurtulamayacak insanoğlu bu kendi yaptığı şeyleri başkasında eleştirme huyundan.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaçmadan dönmek.

2011'de blogum vardı. İyiydim o zaman. Çünkü döküyordum kelimeleri fütursuzca. Nerede ne olmuş beynimden akıyordu. Sonra hayat aktı, ben kaldım, yazılarım kaldı. Anlamsız yazdığım bütün cümleler terapi olmuş aslında bana sonradan anladım. Zaten neyi kaybetmeden anlıyoruz ki ? Şimdi hayat beni çok farklı yerlere getirdi ama ben geri döndüm. Kendime döndüm. Kaçtığımın kendim olduğunu bilmiyordum yazmadığımda. Şimdi öğrendim. Gören olur mu bilmem ama ben dökeceğim ya arda kalanları olsun. Hoşbuldum !

O-bu-şu

Bazen başka kafaların içinde olmak istiyorum. Yok yok mecaz değil. Mesela x kişisinin beyninin içinde ben olsam. ( yerinde olmak deniyor buna ya niye dolandırıyorsun ametist?) Acaba neler geçiyor düşüncesinden. Meraklı bir yapım var oradan geliyor herhalde bu istek. Bakın düşünsenize bir anda başka bir hayattasınız ! Tanıdığınız kişiler farklı , anneniz , babanız. (Yine dünyaya gelsem aynı annenin babanın evladı olmak isterim o ayrı da ) Arkadaşlarınız farklı. İşiniz. Sevgiliz hatta belki kocanız. Biraz iyi olurdu belki. Çünkü biz insanlar kendi sorunlarımızı kafamızda büyütüyoruz ya başka bir kişinin yerine geçip sonra geri dönsek belki küçük şeyler olduğunu anlarız. Kendini dışarıdan izlemek gibi yani. Gece olunca beynin çok farklı çalışıyor ya. Bir de blogu biraz karışık kullanıyorum; o anda neye kafayı yoruyorsam onu yazıyorum. Kusuruma bakmayın artık. Zira kafamın içindeki labirent bazen tek viraj bazen dolanbaçlı.