Ana içeriğe atla

Kafamda deli sorular -1 ( neye göre seviyoruz? )

Hayatımızda kullandığımız bir sürü fiil var. En çok anlam yüklediğimiz de yukarıda yazdığım.
Yok yok !
Öyle sadece sevgiliyi sevmekten bahsetmiyorum. O zaten buluttan düşen yağmura tutunup aşağı inmek gibi bir his.
Çok özgür. Oldukça hafif.
Derdim kelimeyle.
Kimi sevip kimi sevmiyoruz acaba?
Yani neye göre seçiyoruz bu kelimeyi yüklediğimiz insanları. Hiç görmedim bir grafik çizip bu taraftakiler sevdiklerim bu taraftakiler sevmediklerim diyen.
Kimse yemek tarifi gibi anlatmıyor bunu.
Az sadakat, bolca sabır vs diye.
Eee .. nasıl oluyor o zaman neye göre ?
Pragmatik miyiz , bize yararı olana mı gidiyoruz sadece.
Hoşumuza giden bir şey yapınca tamam, yapmayınca yok olmadı diyoruz.
Eee , hani herkesi olduğu gibi kabullenmek ?
Vallahi yapamıyoruz. Aileniz dışında kimseyi olduğu gibi kabul edemiyoruz (bazen onları bile edemiyoruz)
Hadi uydu diyelim kafamızdaki listenin bütün maddelerine oldu bu diyoruz.
O zaman da asıl soru çıkıyor meydana.;
Ne oluyorda vazgeçiyoruz o insanlardan ?

Yorumlar

  1. Merhaba sevgili Ametist! Sayfama ugradin,yorum biraktin,cok tesekkür ederim! Artik bende seni takipteyim,yeniden görüsmek dilegiyle sevgiler sana...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim sevgili Bir Terazi Kızı ! :)

      Sil
  2. çok zor sormuşsun, psikolog olmak lazım belkiiii :)

    YanıtlaSil
  3. ne güzel yazmışsın... acaba vazgeçebiliyor muyuz? yaptığımız şey vazgeçebilmek mi? çünkü insan vazgeçtiğinde aklında bir tane bile kırıntı kalmamalı bence...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten vazgeçmek.. Bilemedim bak şimdi :/ :)

      Sil
  4. Kalemine sağlık :D

    Deep'in önerisiyle geldim, bana da beklerim. :D

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Herkese hayatını film gibi izlettirmek lazım. Oturup hepimizin belki senede bir kere başa sarıp en ince ayrıntısına kadar yapıp ettiklerimizi görmemiz lazım. Başka türkü kurtulamayacak insanoğlu bu kendi yaptığı şeyleri başkasında eleştirme huyundan.

Kaçmadan dönmek.

2011'de blogum vardı. İyiydim o zaman. Çünkü döküyordum kelimeleri fütursuzca. Nerede ne olmuş beynimden akıyordu. Sonra hayat aktı, ben kaldım, yazılarım kaldı. Anlamsız yazdığım bütün cümleler terapi olmuş aslında bana sonradan anladım. Zaten neyi kaybetmeden anlıyoruz ki ? Şimdi hayat beni çok farklı yerlere getirdi ama ben geri döndüm. Kendime döndüm. Kaçtığımın kendim olduğunu bilmiyordum yazmadığımda. Şimdi öğrendim. Gören olur mu bilmem ama ben dökeceğim ya arda kalanları olsun. Hoşbuldum !

O-bu-şu

Bazen başka kafaların içinde olmak istiyorum. Yok yok mecaz değil. Mesela x kişisinin beyninin içinde ben olsam. ( yerinde olmak deniyor buna ya niye dolandırıyorsun ametist?) Acaba neler geçiyor düşüncesinden. Meraklı bir yapım var oradan geliyor herhalde bu istek. Bakın düşünsenize bir anda başka bir hayattasınız ! Tanıdığınız kişiler farklı , anneniz , babanız. (Yine dünyaya gelsem aynı annenin babanın evladı olmak isterim o ayrı da ) Arkadaşlarınız farklı. İşiniz. Sevgiliz hatta belki kocanız. Biraz iyi olurdu belki. Çünkü biz insanlar kendi sorunlarımızı kafamızda büyütüyoruz ya başka bir kişinin yerine geçip sonra geri dönsek belki küçük şeyler olduğunu anlarız. Kendini dışarıdan izlemek gibi yani. Gece olunca beynin çok farklı çalışıyor ya. Bir de blogu biraz karışık kullanıyorum; o anda neye kafayı yoruyorsam onu yazıyorum. Kusuruma bakmayın artık. Zira kafamın içindeki labirent bazen tek viraj bazen dolanbaçlı.